Yükleniyor Lütfen Bekleyin...
[email protected] Tel: 0(364) 213 7639 - 0(364) 224 4291

Retina Hastalıkları Tedavisi

Retina nedir? Gözün hangi kısmını oluşturur?

Retina gözün en içinde, arka duvarına çepeçevre döşenmiş bir sinir tabakasıdır.Beynin uzantısı olan bu doku son derece narin bir dokudur. Gözü bir fotoğraf makinesine benzettiğimizde retina dediğimiz bu kısım fotoğraf makinesinin film kısmına tekabül etmektedir.


Retina muayenesi nasıl yapılır?

Retina muayenesi beklenilenden daha uzun süren bir muayenedir.Bu sürenin bir bölümü muayene sırasında harcanırken, büyük bir kısmı da göz bebeğinin damla ile büyütülmesi için beklemek ile geçmektedir. Retina muayenesine ek olarak tanısal amaçlı tetkik (ultrason(USG), fundusanjiografisi (FFA), retina tomografisi (OCT) gibi) gerektiğinde ise muayene süresi biraz daha uzayacaktır.Sabırlı olmak daha sağlıklı bir sonuca ulaşmanız açısından gereklidir.Retina hastalıklarının bir bölümü acil tedavi gerektirmektedir. Retina hastalığının seyrinde ani bir değişikliğin olması durumunda kliniğimizden randevu almanız gerekli değildir, hemen başvurmanız, vakit kaybetmemeniz göz sağlığınız açısından önemlidir.

Retina birimindeki muayene sırasında takip edilen prosedür;
Refraktif ve Göz tansiyonu ölçümleri, Görme keskinliği değerlendirilmesi, Biyomikroskop muayenesi Damla uygulanarak göz bebeğinin büyümesi için bekleme Retina muayenesi (İndirekt oftalmoskop veya biyomikroskopla) Retina muayenesi sırasında çok yoğun ışık demetini hissedeceksiniz, sabırlı olmanız, muayeneyi kolaylaştıracaktır.

Şeker hastalığının kaçınılmaz bir sonucu olan göz içi kanamaları veya diyabetik retinopati dediğimiz değişiklikler özellikle kan şeker kontrolünün yapılmadığı durumlarda erken ve hızlı gelişir. Şeker hastalığı tanısı konulan hastaların ilk 10 yıl içinde yarısında, 30 yıl içinde ise yüzde 90′ın da bu problemler gelişir.

Diyabetik retinopatide uygulanan laser fotokoagülasyonunda amaç mevcut görmeyi koruyup ileri kayıpları önlemektir. Fotokoagulasyonda, sızıntıları gidermek amacıyla yüksek enerjili bir ışın olan argon laseri kullanılır. Bu laser anormal kan damarlı retina bölgesinde küçük yanıklar oluşturulur. Argon lazer ile fotokoagülasyon tedavisi muayenehane koşullarında uygulanır.

Göz damlası uygulanıp hastanın önce göz bebekleri büyütülür. Biyomikroskop masasına oturan hastaya korneası üzerine bir kontakt lens yerleştirilir. Böylece tedavi edilecek retina bölgesine laser ışığı fokuslanır. FundusFloreseinAnjiografi (FFA) fotoğrafları laser spotlarının nereye yerleştirilmesi gerektiğini konusunda hekime yardımcı olabilir. Tedavi birkaç seansta yapılır ve herbir seans 10-15 dakika kadar sürer. İşlem sırasında, yüksek enerjili ışıktan dolayı hastalar parlak flaşlar görebilirler. Laser tedavisinden hemen sonra hastalar evlerine yalnız dönebilirler ancak araba kullanmaları tavsiye edilmez. Yaklaşık bir gün kadar görmeniz bulanık olabilir. Tedaviden sonra periferal görme alanlarınızda daralmalar ve kayıplar olabilir. Bunun sebebi tedavinin yöntemi olarak santral görmenizin mümkün olabilen en önemli kısmını korumak amacıyla kaybetmiş olursunuz. Gece görmeniz ile ilgili güçlükleri de farkedebilirsiniz. Makula ödemini tedavi etmek için uygulanan laser tedavisinin hemen ardından, laser yanıklarının oluşturduğu küçük spotlar görme alanında farkedilebilir. Bunun dışında ciddi bir yan etkisi yoktur.

İlaçların daha çabuk ve iyi sonuç alınması amacıyla göz içine yapılan enjeksiyonlar günümüzde sıkca tercih edilen bir tedavidir. Bu uygulamada çeşitli ilaçlar göz içine uygulanır. Bazı ilaçların göz içi uygulama ruhsatı mevcut iken, bazı ilaçlar da detaylı klinik araştırmaları devam ettiği için henüz ilaç kullanım ruhsatı olmamasına rağmen bütün dünyada off-label olarak kullanılmaktadır.

Göz içine ilacın verilmesinin birkaç önemli avantajı vardır. İlacın göz içine çok düşük dozda verilmesiyle bile hedef dokuya hızlı ulaşır. Uygulama vitre içine yapıldığından vücudun diğer dokularına direkt bir etki göstermez. Çünkü uygulanan doz hem çok düşük hem de göz içine uygulanan ilaçların kan dolaşımına geçmeleri çok azdır.Çoğu hasta gözünün içine iğne yapılmasından korkar ve çekinir. Aslında işlem o kadar da korkulacak bir uygulama değildir. Enjeksiyon birkaç saniye sürer, ağrı vermez ve çoğu hastada büyük rahatsızlık yaratmaz. Uygulama gerekli uyuşma sağlanması için lokal anestezik damla uygulamasıyla başlar. Bazen daha fazla uyuşma sağlanması için enjeksiyon yerine ince bir iğneyle az miktarda anestezik ilaç uygulanır. Enjeksiyonun steril ortamda uygulanması enfeksiyon riskini azaltacağından göz ve çevresi antiseptik bir solüsyonla temizlenir ve gerekli hazırlıklar tamamlanır.İlaç yavaş biçimde dikkatlice enjekte edilir ve sonra iğne geri çekilir.Bazen enjeksiyon bölgesinde hafif bir kızarıklık oluşur. Hastalar nadiren uygulama bölgesinde hassaslık duyabilirler ancak belirgin ağrı hissetmezler. Enfeksiyon riskini ortadan kaldırmak için antibiyotikli göz damlaları bazı durumlarda önerilir

Vitrektomi gözün arka kısmında geniş alanda boşluk dolduran jeli bulunduğu yerden ayırıp boşaltma işlemidir. Vitreus denilen bu jelin boşaltılması vitreoretinal cerrahın retinaya ulaşmasını sağlar. Yapılan cerrahi kesinin uzunluğu milimetrik boyutlarda olup ameliyat göze uygulanan üç delikten yapılır.Bu üç girişten birincisinden içeri sıvı girer, ikincisinden ışık, üçüncüsünden de okutom denilen içerdeki vitreusu kesip emen bir sistemden oluşan enstrüman girer.Bu girişler 20G (0,9 mm) ve 23G (0,7mm) olabilir. Operasyon genel veya lokal anestezi ile olabilir.

Son yıllarda teknolojinin gelişmesi, görüntüleme yöntemlerinin iyileşmesi ve tecrübelerin artması ile vitrektomi cerrahisinin başarı şansı da artmıştır.

Vitrektomi Nedir?

Vitrektomi uygulamasının gerektiği hastalıklar:

- Diyabetik retinopati
- Vitreus kanaması
- Makula deliği
- Makulada kırışıklık, membran
- Retina dekolmanı
- Katarakt cerrahisi komplikasyonları.

Retina dekolmanı, retina sinir tabakasının altındaki pigment epiteli tabakasından ayrılmasıdır. Bu görmeyi ciddi şekilde tehdit eden bir göz problemidir. Retinada oluşan yırtık veya mevcutretina deliğinin varlığında bu iki tabakanın arasına zamanla sıvı sızar ve tabakalar ayrışır. Bu durum rutubet görmüş bir duvar kağıdının duvardan ayrılmasına benzetilebilir.

Scroll to Top